The Housemaid, gizem ve gerilim dolu, yavaş yavaş tırmanan bir hikâye sunuyor.
Geçmişinde sorunlar yaşamış bir kadın, zengin ve dışarıdan kusursuz görünen bir ailenin yanında yatılı hizmetçi olarak çalışmaya başlar. İlk başta her şey normal gibi görünse de, evin içinde tuhaflıklar ve rahatsız edici detaylar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
Kadın, işverenlerinin göründüğü gibi olmadığını fark ettikçe kendini tehlikeli bir oyunun içinde bulur. Sırlar, manipülasyon ve psikolojik gerilim giderek artar.
Kısacası bu hikâye, “mükemmel görünen hayatların arkasında neler saklı?” sorusunu oldukça karanlık bir şekilde ele alıyor.
Scream 7, efsane korku serisinin devamı olarak yine gerilim ve slasher türünü zirveye taşıyor.
Hikâye, yıllar sonra sakin bir hayat kurmaya çalışan Sidney Prescott’un yeniden kabusla yüzleşmesiyle başlıyor. Yeni bir kasabaya yerleşip geçmişi geride bırakmaya çalışsa da, ortaya çıkan yeni Ghostface katili her şeyi altüst eder.
Bu kez tehdit çok daha kişisel: Sidney’nin kızı hedef haline gelir. Bunun üzerine Sidney, ailesini korumak için yeniden mücadeleye girer. Ancak bunu yapabilmek için geçmişte yaşadığı tüm travmalarla yüzleşmek zorundadır.
Film; korku, gerilim ve nostaljiyi birleştirirken, serinin klasik “katil kim?” gizemini sürdürmeye devam eder. Aynı zamanda Sidney’nin hikâyesine daha duygusal ve final hissi veren bir yön kazandırır.
Mr. & Mrs. Smith, aksiyon, komedi ve romantizmi birleştiren eğlenceli bir hikâyedir.
Film, sıradan bir evlilik sürdüren John Smith ve Jane Smith adlı çiftin hayatını konu alır. Dışarıdan bakıldığında normal bir çift gibi görünseler de ikisi de birbirinden habersiz, farklı organizasyonlar için çalışan profesyonel suikastçılardır.
Gerçekler ortaya çıktığında, her ikisine de birbirlerini öldürme görevi verilir. Bu durum evliliklerini ölümcül ama aynı zamanda heyecan dolu bir mücadeleye dönüştürür. Çift, hem birbirleriyle savaşırken hem de ilişkilerini sorgularken aksiyon dolu ve komik olayların içine sürüklenir. Filmde başrolleri Brad Pitt ve Angelina Jolie paylaşır.
Salt, casusluk ve aksiyon türünde gerilim dolu bir hikâye sunar.
Filmde Angelina Jolie’nin canlandırdığı Evelyn Salt, sadakatiyle tanınan bir Central Intelligence Agency ajanıdır. Ancak bir Rus muhbir, Salt’ın aslında gizli bir Rus ajanı olduğunu iddia edince hayatı altüst olur.
Bu suçlamanın ardından Salt kaçmak zorunda kalır ve hem peşindeki ajanlardan kurtulmaya hem de masumiyetini kanıtlamaya çalışır. Kaçış sürecinde tüm gizli görev tecrübelerini kullanırken, ortaya çıkan yeni bilgiler Salt’ın kimliği ve gerçek sadakati hakkında daha büyük bir gizemi açığa çıkarır.
Swan Song, yakın gelecekte geçen duygusal ve düşündürücü bir bilim kurgu dramıdır.
Hikâye, ölümcül bir hastalığa yakalanan Cameron Turner’ın etrafında döner. Cameron’a, ailesinin onun ölümünün acısını yaşamaması için deneysel bir çözüm sunulur: Kendisiyle birebir aynı bir kopya yaratılması.
Karısını ve oğlunu korumak isteyen Cameron, bu teklifi kabul edip etmemek konusunda büyük bir ikilem yaşar. Film; sevgi, kayıp, kimlik ve fedakârlık temalarını ele alırken, bir insanın sevdikleri için ne kadar ileri gidebileceğini sorgulayan duygusal bir hikâye sunar.
Dangerous Animals, hayatta kalma mücadelesini merkezine alan gerilim türünde bir filmdir.
Hikâye, özgür ruhlu sörfçü Zephyr’ın, köpekbalıklarına takıntılı bir seri katil tarafından kaçırılmasıyla başlar. Katil, Zephyr’i teknesinde esir tutarak onu denizdeki köpekbalıklarına kurban etmeyi planlar.
Zaman daralırken Zephyr, hem zekâsını hem de hayatta kalma içgüdülerini kullanarak kaçmanın bir yolunu bulmaya çalışır. Bu süreçte yalnızca doğanın vahşi tehlikeleriyle değil, aynı zamanda insanın karanlık ve acımasız tarafıyla da yüzleşmek zorunda kalır.
Good Luck, Have Fun, Don't Die, teknoloji bağımlılığının dünyayı felakete sürüklediği distopik bir geleceği konu alan bilim kurgu ve komedi türünde bir hikâyedir.
Filmde, gelecekte yaşanan büyük bir çöküşü önlemek amacıyla zaman yolculuğu yapan gizemli bir adam, Los Angeles’taki sıradan insanların hayatına dahil olur. Bir restoranda karşılaştığı bu insanları yaklaşan felaketi durdurmak için bir devrimin parçası olmaya ikna etmeye çalışır.
Ancak farklı karakterlerin bir araya gelmesiyle plan giderek karmaşıklaşır ve olaylar kaotik bir hâl alır. Film, teknoloji bağımlılığı, toplumun geleceği ve insan ilişkileri gibi temaları mizahi bir dille ele alır.
Maleficent: Mistress of Evil, Maleficent filminin devamı niteliğinde olan fantastik bir maceradır.
Hikâye, King Stefan’ın ölümünden beş yıl sonra geçer. Bu süreçte Maleficent ile Princess Aurora arasındaki ilişki güçlenmiş ve sevgiye dönüşmüştür. Aurora ile Prince Phillip’in evlenme planları, insanların yaşadığı Ulstead Krallığı ile büyülü Moors arasında kalıcı bir barış getirebilir.
Ancak insanlar ile periler arasındaki eski düşmanlık yeniden alevlenir. Beklenmedik olaylar iki tarafı savaşın eşiğine getirirken Malefiz ve Aurora’nın sadakati, aile bağları ve gerçek kimlikleri büyük bir sınavdan geçer.
Maleficent, klasik masal Sleeping Beauty’nin kötü karakteri Maleficent’in geçmişini anlatan fantastik bir hikâyedir.
Filmde Malefiz, büyülü ve huzurlu Moors adlı ormanda yaşayan güçlü bir peridir. Gençliğinde King Stefan ile yakın bir bağ kurar; ancak Stefan’ın ihaneti onun kalbini kırar ve Malefiz’i kinle dolu güçlü bir varlığa dönüştürür.
İntikam almak isteyen Malefiz, Stefan’ın kızı Princess Aurora’yı lanetler. Fakat Aurora büyüdükçe Malefiz onun sandığından çok farklı olduğunu fark eder ve genç prensesin hem insanların hem de büyülü dünyanın kaderini değiştirebilecek kişi olabileceğini anlar.
Greyhound, World War II sırasında geçen bir deniz savaşı filmidir.
Filmde, ABD Donanması subayı Ernest Krause, 37 gemiden oluşan uluslararası bir konvoya liderlik ederek Atlantik’in tehlikeli sularından geçer. Amaçları, binlerce askeri ve hayati malzemeleri güvenli şekilde Müttefik kuvvetlerine ulaştırmaktır. Ancak yol boyunca Alman denizaltılarının saldırılarıyla zorlu bir mücadele verirler.