The Batman, karakteri süper kahraman anlatısından ziyade neo-noir dedektif ekseninde yeniden konumlandırır.
İki yıldır Gotham sokaklarında “intikam” sembolü olarak faaliyet gösteren Bruce Wayne / Batman (Robert Pattinson), şehrin kurumsal çürümesini hedef alan seri cinayetlerle karşı karşıya kalır. Fail, kendisini Riddler olarak tanıtan Edward Nashton’dır (Paul Dano). Cinayetler yalnızca bireysel eylemler değil; Gotham’ın elit tabakasına yönelik sistematik bir teşhirdir.
Soruşturma ilerledikçe Batman, Selina Kyle / Catwoman (Zoë Kravitz), Oswald Cobblepot / Penguin (Colin Farrell) ve suç imparatoru Carmine Falcone (John Turturro) ile kesişir. Bu karakterlerin her biri Gotham’ın güç yapısındaki farklı katmanları temsil eder: sokak seviyesi suç, organize mafya ve siyasi-kurumsal yozlaşma.
Film, Batman’i “kahraman”dan ziyade takıntılı bir araştırmacı olarak resmeder. Travma temelli motivasyon, kimlik inşası ve sembolizmin toplumsal etkisi merkezî temalardır. Hikâye ilerledikçe Bruce Wayne, yalnızca suçla savaşmanın yeterli olmadığını; korku yerine umut sembolü hâline gelmesi gerektiğini kavrar.
Yönetmen Matt Reeves’in yaklaşımı, atmosferik sinematografi ve psikolojik yoğunlukla karakterin dedektif yönünü ön plana çıkararak Gotham’ı neredeyse yaşayan bir organizma gibi tasvir eder.