Going Dutch, lafını sakınmayan, kurallarla arası pek iyi olmayan bir Ordu Albayı’nın beklenmedik bir sürgünle değişen hayatını konu alıyor. Üstlerine karşı yaptığı filtresiz bir çıkışın ardından, askerî açıdan neredeyse hiçbir önemi olmayan bir Hollanda üssüne gönderilir. Burada düzeni yeniden kurmakla görevlendirilen albay için asıl zorluk, üssün kendisinden çok, yıllardır mesafeli olduğu kızıyla birlikte çalışmak zorunda kalmasıdır. Baba–kız arasındaki çözülmemiş meseleler, askerî disiplinle çatışırken ortaya hem çatışmalı hem de mizah dolu bir süreç çıkar. Dizi, otorite, aile bağları ve ikinci şanslar üzerine kurulu hikâyesini askeri ortamın absürtlüğüyle harmanlayarak, sert bir karakterin kişisel yüzleşmesini sıcak ve eğlenceli bir dille anlatıyor.
Bu yeniden uyarlamada Peter Parker’ı daha genç ve daha arayış içinde bir halde görürüz. Lise yıllarında hem ailesinin geçmişine dair sorularla boğuşur hem de yeni kazandığı güçleri anlamaya çalışır.
Karşısına çıkan tehlikeli düşman Kertenkele ise onu ilk gerçek sınavıyla yüzleştirir. Peter, sadece yeteneklerini kullanmayı değil, bu güçlerin sorumluluğunu taşımayı da öğrenmek zorunda kalır.