The Dark Knight Rises, Gotham’ın sahte bir huzur üzerine kurulu düzeninin çöküşünü anlatır.
Bölge Başsavcısı Harvey Dent’in ölümünden sonra, Batman onun suçlarını üstlenerek kendini feda etmiş ve şehirde bir “suçsuz kahraman” miti yaratılmasına izin vermiştir. Sekiz yıl boyunca ortadan kaybolan Bruce Wayne, hem fiziksel hem psikolojik olarak çökmüş durumdadır. Gotham ise Dent Yasası sayesinde göreli bir istikrar içindedir.
Bu denge, devrimci retorik kullanan terörist lider Bane (Tom Hardy) sahneye çıktığında yıkılır. Bane, yalnızca fiziksel gücüyle değil, sistem karşıtı ideolojisiyle de şehri hedef alır; elitleri devirmeyi ve kaos üzerinden “özgürlük” illüzyonu yaratmayı amaçlar. Aynı dönemde Selina Kyle (Anne Hathaway) adlı gizemli hırsız, Bruce’un hem zayıflıklarını hem de umut ihtimalini temsil eder.
Batman, artık onu düşman olarak gören Gotham’ı kurtarmak için geri döner. Film; fedakârlık, kimlik ve sembol olmanın bedeli üzerine epik ölçekte bir kapanış sunar.
Batman Begins, Batman mitolojisini köken hikâyesi üzerinden yeniden inşa eden ve karakterin psikolojik altyapısını merkeze alan bir süper kahraman filmidir.
Anne ve babasının ölümünün ardından travma ve hayal kırıklığı yaşayan Bruce Wayne (Christian Bale), adaletsizlikle mücadele edebilmek için dünyayı dolaşarak zihinsel ve fiziksel eğitim alır. Korkunun suç üzerindeki etkisini kavrayan Wayne, suçluların korkudan beslendiği bir düzende, korkunun kendisini bir silaha dönüştürmeye karar verir.
Gotham City’ye döndüğünde, gücünü, zekâsını ve ileri teknoloji ekipmanlarını kullanarak Batman kimliğiyle ortaya çıkar. Şehri tehdit eden organize suç yapıları ve sistematik yozlaşmayla savaşırken, yalnızca fiziksel değil, ideolojik bir mücadele de yürütür. Film, kahramanın sembole dönüşümünü ve “Kara Şövalye” mitinin temellerini realist bir tonla ele alır.