The Dark Knight, suç ve kaos temalarını merkezine alan, Batman mitolojisini ahlaki ikilemler üzerinden derinleştiren bir süper kahraman filmidir.
Batman, Teğmen Jim Gordon (Gary Oldman) ve Bölge Savcısı Harvey Dent (Aaron Eckhart) ile birlikte Gotham’daki organize suç yapısını sistematik biçimde çökertmeye girişir. Bu üçlü iş birliği başlangıçta somut başarılar elde eder ve şehirde umut duygusu yaratır.
Ancak düzen, Joker (Heath Ledger) adlı anarşist suç dehasının ortaya çıkışıyla altüst olur. Joker’in amacı yalnızca suç işlemek değil, toplumsal düzenin kırılganlığını kanıtlamak ve insanların ahlaki sınırlarını zorlamaktır. Gotham’ı kaosa sürükleyen bu psikolojik ve ideolojik savaş, Batman’i hem etik hem stratejik açıdan zorlu tercihlerle karşı karşıya bırakır.
Film, kahramanlık kavramını sorgularken “düzen mi, özgürlük mü?” ikilemini sert bir gerçekçilikle işler ve Batman’i bir sembol olarak yeniden tanımlar.
Batman Begins, Batman mitolojisini köken hikâyesi üzerinden yeniden inşa eden ve karakterin psikolojik altyapısını merkeze alan bir süper kahraman filmidir.
Anne ve babasının ölümünün ardından travma ve hayal kırıklığı yaşayan Bruce Wayne (Christian Bale), adaletsizlikle mücadele edebilmek için dünyayı dolaşarak zihinsel ve fiziksel eğitim alır. Korkunun suç üzerindeki etkisini kavrayan Wayne, suçluların korkudan beslendiği bir düzende, korkunun kendisini bir silaha dönüştürmeye karar verir.
Gotham City’ye döndüğünde, gücünü, zekâsını ve ileri teknoloji ekipmanlarını kullanarak Batman kimliğiyle ortaya çıkar. Şehri tehdit eden organize suç yapıları ve sistematik yozlaşmayla savaşırken, yalnızca fiziksel değil, ideolojik bir mücadele de yürütür. Film, kahramanın sembole dönüşümünü ve “Kara Şövalye” mitinin temellerini realist bir tonla ele alır.