WandaVision, Marvel Studios yapımı ve Marvel Cinematic Universe içinde geçen, sitcom estetiğini psikolojik dramla birleştiren özgün bir mini dizidir. Wanda Maximoff ve Vision, süper kahraman kimliklerini geride bırakıp idealize edilmiş bir Amerikan banliyösünde “mükemmel” bir hayat kurarlar. Her bölüm farklı bir televizyon dönemine (1950’ler sitcom’larından modern komedi formatlarına) gönderme yapar. Ancak giderek artan anomaliler, bu kusursuz görünen gerçekliğin yapay olduğunu hissettirir. Gerçekliğin manipülasyonu, Wanda’nın yas süreci ve travmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Vision ise hem kendi varoluşunu hem de içinde bulundukları dünyanın doğasını sorgulamaya başlar. Dizi; kayıp, inkâr ve kontrol temalarını işlerken, türsel bir deney sunar. Sitcom formu, karakterin psikolojik savunma mekanizması olarak kullanılır ve MCU’nun çoklu evren anlatısına kapı aralayan önemli bir kırılma noktası oluşturur.
Ant-Man and the Wasp, Marvel Studios yapımı ve Marvel Cinematic Universe içinde geçen, bilim kurgu tonunun belirginleştiği bir devam filmidir.
Scott Lang, Civil War olaylarının ardından ev hapsindeyken kızı Cassie ile sakin bir hayat sürmeye çalışır. Ancak Hank Pym ve Hope van Dyne, Kuantum Alanı’na dair yeni veriler elde eder. Amaçları, yıllar önce bu boyutta kaybolan Janet van Dyne’i kurtarmaktır. Scott’ın daha önce Kuantum Alanı’na girip çıkmış olması, onu operasyon için kritik bir unsur hâline getirir.
Bu süreçte karşılarına, moleküler dengesizliği nedeniyle faz değiştirme (intangible) yeteneğine sahip Ghost çıkar. Ghost, kendi durumunu stabilize edebilmek için kuantum enerjisine ihtiyaç duymaktadır ve bu durum taraflar arasında etik bir çatışma yaratır.
Film; aile bağları, kayıp ve kurtuluş temalarını işlerken, Kuantum Alanı kavramını genişleterek evrenin bilimsel altyapısını derinleştirir. Aksiyon ve mizah dengesi korunurken, Ant-Man ile Wasp arasındaki eşit ortaklık vurgusu öne çıkar.