A Thousand Blows, suç ve tarihî drama türünde bir dizidir. Jamaikalı iki arkadaş Hezekiah Moscow ve Alec Munroe, kendilerini East End’in sert suç dünyasının içinde bulur. Burada, tamamı kadınlardan oluşan ünlü çete Forty Elephants’in lideri Mary Carr ile yolları kesişir. Ancak kısa süre sonra bölgenin suç patronu ve ünlü boksörü Sugar Goodson ile karşı karşıya gelirler. Bu durum, onları Londra yeraltı dünyasında tehlikeli bir güç mücadelesinin içine sürükler.
Peaky Blinders: Ölümsüz Adam, sevilen hikâyeyi daha büyük bir tehdit ve daha kişisel bir mücadeleyle devam ettiren bir yapım gibi duruyor.
Hikâye, uzun süredir ortalarda olmayan Tommy Shelby’nin, Nazilerle bağlantılı tehlikeli bir komplonun içine çekilen oğlunu kurtarmak için geri dönmesiyle başlıyor. Kendi isteğiyle sürgüne giden Tommy, bu kez sadece ailesi için değil, çok daha büyük bir tehdit karşısında mücadele etmek zorunda kalıyor.
Yeniden Birmingham’a dönen Tommy, eski düşmanlar, yeni ittifaklar ve siyasi oyunların ortasında hem ailesini korumaya hem de yaklaşan felaketi durdurmaya çalışıyor.
Bu hikâye, klasik Peaky Blinders havasını korurken; güç, aile ve savaş temalarını daha geniş bir ölçekte ele alan, daha karanlık ve epik bir devam niteliği taşıyor.
Greyhound, World War II sırasında geçen bir deniz savaşı filmidir.
Filmde, ABD Donanması subayı Ernest Krause, 37 gemiden oluşan uluslararası bir konvoya liderlik ederek Atlantik’in tehlikeli sularından geçer. Amaçları, binlerce askeri ve hayati malzemeleri güvenli şekilde Müttefik kuvvetlerine ulaştırmaktır. Ancak yol boyunca Alman denizaltılarının saldırılarıyla zorlu bir mücadele verirler.