House of Sand and Fog, iki insanın aynı ev üzerinde hak iddia etmesiyle başlayan, giderek trajediye dönüşen güçlü bir dram.
Hikâye, İranlı göçmen Massoud Amir Behrani’nin, ailesi için saygın bir hayat kurma hayaliyle bir ev satın almasıyla başlar. Bu ev, onun için yeni bir başlangıcın simgesidir.
Ancak evin eski sahibi Kathy Nicolo, bir bürokrasi hatası sonucu kaybettiği bu evi geri almakta kararlıdır. Onun için de bu ev, hayatını yeniden toparlayabilmesi adına son şanstır.
İki taraf da haklı olduğunu düşünürken, aralarındaki gerilim giderek büyür ve olaylar kontrolden çıkar. Küçük bir anlaşmazlık, yanlış anlaşılmalar ve inat yüzünden yıkıcı sonuçlara yol açar.
Film; gurur, umutsuzluk ve iletişimsizlik gibi temalar üzerinden, sıradan bir durumun nasıl trajik bir sona sürüklenebileceğini çarpıcı bir şekilde anlatır.
Titanic, yönetmenliğini James Cameron’ın yaptığı, gerçek bir felaketten ilham alan büyük ölçekli bir aşk ve dram hikâyesidir.
1912’de ilk yolculuğuna çıkan RMS Titanic’te geçen film, farklı dünyalara ait iki genç insanın yollarının kesişmesini anlatır. Mütevazı bir hayat süren Jack Dawson (Leonardo DiCaprio) ile varlıklı ama baskı altında yaşayan Rose DeWitt Bukater (Kate Winslet), gemide başlayan tanışıklıklarını kısa sürede derin bir aşka dönüştürür. Ancak bu büyülü atmosfer, geminin trajik sonuyla yerini kaosa ve hayatta kalma mücadelesine bırakır.
Görsel dünyası, müzikleri ve duygusal yoğunluğuyla izleyiciyi içine çeken film, dünya çapında büyük bir başarı yakalamış; 11 Academy Awards kazanarak sinema tarihine adını güçlü biçimde yazdırmıştır.