Kong: Skull Island (Kong: Kafatası Adası), aksiyon ve macerayı dev yaratıklarla buluşturan modern bir King Kong uyarlaması.
Hikâye, 1970’lerde United States destekli bir keşif ekibinin, haritalarda bile doğru düzgün yer almayan Skull Island’a gitmesiyle başlar. Bilim insanları, askerler ve maceracılardan oluşan ekip, kısa sürede bu adanın sandıkları gibi bir “cennet” olmadığını anlar.
Adanın gerçek hâkimi ise dev goril King Kong’dur. Ancak Kong aslında sadece bir canavar değil, adanın dengesini koruyan bir varlıktır. Asıl tehdit ise yerin altından çıkan daha korkunç yaratıklardır.
Keşif görevi hızla bir hayatta kalma savaşına dönüşürken, ekip hem doğanın vahşi yüzüyle hem de kendi hatalarının sonuçlarıyla yüzleşir.
Film, bol aksiyonlu sahneleri ve görsel efektleriyle öne çıkarken, “insan doğaya karşı ne kadar ileri gidebilir?” sorusunu da işler.
Fallen, suç soruşturmasını doğaüstü korku unsurlarıyla birleştiren bir gerilim filmidir.
Cinayet masası dedektifi John Hobbes, seri katil Edgar Reese’in idamına bizzat tanıklık eder. Ancak infazdan kısa süre sonra, Reese’in imza niteliğindeki yöntemlerini taklit eden yeni cinayetler işlenmeye başlar. Deliller ve davranış kalıpları, sanki ölü bir katilin geri döndüğünü düşündürmektedir.
Hobbes soruşturmayı derinleştirdikçe olayların yalnızca bir taklitçiden ibaret olmadığını fark eder. İzler, insan bedenleri arasında geçiş yapabilen kadim bir kötülüğe işaret eder. Böylece dava, klasik bir seri katil dosyasından metafizik bir tehdide evrilir.
Film; inanç, kader ve kötülüğün doğası temalarını işlerken, polisiye prosedür ile teolojik gerilimi paralel biçimde ilerletir. Atmosferi karanlık ve paranoyaktır; finali ise varoluşsal bir çerçeve sunar.